---bilgek--- HOŞ GELDİNİZ



ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP

<Photobucket

BEN KİMİM?

ADIM BİLGE 13 YAŞINDAYIM AĞUSTOSTA 14 OLCAM ASLAN BURCUYUM LEBRON HAYRANIYIM

ßağla?tılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kat?goril?r


Arkadaşları?

paratoner

comical

barbienur

candydoll

kizlarulkesi

happyjale

miyusaveflora

floravelaylawinx

portakalprensesleri

winxulkesi

kizlardiyariabc

stellaenchantix

sihirperisi

pembeulke

salihadankodlar

talyadankodlar

EMİNE KÜRÜMOĞLU

prenseslericin

shekerkizlar

brandonwinxstella

aem0707

eglenceyesiniryok

denizmavisi35

kupseker16

sihirgezegeni95

fadimeyy

stellasude

renkliulke

kupseker17

yesilsaha

belirligunhaftalar

sentiment84

tunedenkodlar

allahainanirim

selin08

sirinkiznadya

perikizitanya

candydoll2

guzelkizlar95

sevimlisaniyeler

melekulkesi

pelinkarahangulcin

76corneliaflora

angelbetul

defnegirl

altinpaten

arkasiradakiler96

renklerulkesi

elifbloomcemrem

0star0

editgirl

moligirl

pelinintatlidusu

saraylarguzeli

happybloom

baharatdankodlar

mutlugenc

avrillavigne16

perisler

pembeeren

modailehersey

unlulerinenguzelresimleri

gencizbiz31

kizlaricinherseyyy

sirinepelinindunyasi

winxclubsezon5

pelininkoddiyari

asimelekseyma

pembegezegenim

elifecenindollzkizdunyasi

aslininveelifeceninwinxdunyasi

caglagirl

ELiF Deniz

hepsigrubufanclub1

badeileherseyyy

elifeceninkoddunyasi



Photobucket

8/8/2009 - .....

Kategori: yazılarım


İnsanlık tarihininin en özel sayfalarını oluşturur aşkın özel tarihi. Yazılı bir tarih değildir bu. İnsanlaşma süreci ayrı kültürlerin hangi aşamasında olursa olsun, maddeyi yenmiş, benliğini sevgi ve erdemle donatmış yürek işçileri çıkarlar sahneye, ışık tutarlar gözleri kamaştıran. Belki bir yıldız kayması kadar görünürler yeryüzünde; insanlıkla çağları aşan bir tanışıklık taşırlar yine de. Varlıkları, koyu karanlıklarda yakılan birer çoban ateşidir hiç bilinmedik zamanlarda. Her aşka ayrı bir denklem yazılmıştır, toplumların senaryoları birbirine benzese de biraz, aşklar kendine özgü olduğundandır, farklı sınanır yürekler. Uzak coğrafyalardaki aykırı mevsimlerin esintileri dağıtır sevenlerin saçlarını. Yazın en yakıcı güneşinde üşür eller, sevgili ısıtmayınca. Gözler sımsıkı yumulur, sevgili aşkın kendisi olup görünmeyince. Aynalara baktıklarında sevgilinin hayali yansımazsa sırlı camlara, bilirler ki bu kahır iklimidir. Ataerkinin sonu gelmez engelleri canların yitip gitmesi pahasına sahnelenince, yaşamın saati başka işler. Bileklerini bükebilirler sevenlerin, yüreklerinin büküldüğü görülmemiştir.
Ferhat, Şirin’e ilk baktığında tutulmuştur aşka; uzaktır sevdiğine; bilinen en görkemli karşılıksız aşkta tek başınadır. Şirin’in sevgilisi Sasani Hükümdarı Hüsrev, çağırır huzuruna Ferhat’ı; bu cesur adamın yüreğini sınar uzun uzun. Canı hükümdarın iki dudağı arasındadır; yine de eğilmez Ferhat; gözlerine Şirin’in hayalini sarmışken, karşısındaki kim olsa farketmez. Sevgiliyle ayrı düşmenin korkusu sarmışken bütün bedenini, başka korkulara yer yoktur. Kuyuya atılan Yusuf olur birden, Belkıs’ını çağıran Süleyman olur. Memo’dur biraz, bilinmezlerde “bilinen”i arayan. Mecnun’dur, çöl tozlalarında kendini yitirdikçe bulan. Sürgünden dönen Tahir’dir; yangınların orta yerindeki Kerem’dir. Bir bilgedir Ferhat; Şirin’se bu bilgeliği yaşamında küçücük bir ayrıntı sayıp da gözlerini başka bir sevgiliye vaat etmiş vefasız bir güzel... Hüsrev sorar, Ferhat tane tane konuşur:
 “-Böyle gerçekten gönülden mi âşık oldun?"
"Siz gönülden diyorsunuz, ben ise candan!"
"Şirin’e olan bu aşkını nasıl buluyorsun?
" -Tatlı canımdan ileri.
"Onu her gece bir mehtap gibi düşünde görüyor musun?"
 "Eğer uyuyabilirsem!"
"Onun sevgisini ne zaman gönlünden çıkaracaksın?"
"Toprakta uykuya daldığım zaman!"
"Eğer onun tarafına bir yol bulamazsan?"
 "Aya uzaktan bakılır!"
 "Bu yolda can verme, gönlünün onunla olması yeter."
"Sevgilisiz olan can ve gönül. Benim gözümde ikisi düşmandır."
 "Onun aşkı yolunda kimseden korkmuyor musun?"
"Korku olarak onun ayrılık mihneti yeterlidir!"
"Onun güzelliğine neden âşıksın?"
 "Bunu onun hayalinden başka kimse bilemez!"
 "Şirin’in aşkını gönlünden çıkar!"
 "Onun aşkı olmadan nasıl yaşayabilirim?"
"O benimdir. Unut artık onu!"
"Çaresiz Ferhat bunu nasıl yapabilir?
" Eğer ben ona uzaktan bakarsam?
 "Bir ah ile ufukları yakarım!...”
Hüsrev, dağı delmesi karşılığında Şirin’den vazgeçeceğini söyleyince Ferhat’a, düşer Bisütûn dağının yoluna; alır gürzünü eline, Şirin’in resmini işler sarp kayalara. Günler geçer ay olur, aylar yıllara tamamlanır; Ferhat kendisine vaat edilen sevgiliye ulaşmak için dağı un-ufak eder de zalimlerin hilesi biter mi? Bakarlar ki dağı delmesine ramak kalmıştır; bir elçi gönderirler ona, “Şirin öldü,” dedirtirler; “boşa kazıyorsun koca dağı...” Pervanenin ışığı kesilince vurmaz mı kendini duvarlara; yaşam sona ermez mi? Ferhat da öyle vurur kendini kayalara. Sevgilinin adını bir ayet gibi haykırır boşluklara. Yüreğini bükemedikleri Ferhat’ı en duyarlı yerinden böyle kanatırlar.
Yazgıdır bu; bazan birbirlerini kardeş bilerek büyüyen sevdalıları salar en yakıcı yalnızlıklara. Arzu olur çıkarlar bu kez insanlığın sahnesine; içlerindeki aşka hiçbir anlam veremezler de nice sonra öğrenirler sevgiliyle kardeş olmadıklarını. Kamber sahnedeki yerini sevgili olarak alınca, bu kez ayrılık düşer paylarına, yine de bir gün bile geçit vermezler duyguları çürüten aldanmalara. Yaşam diretince ayrılığı, sevgililer Tahir olurlar Mardin Kalesi’nde, her gece aynı saatte gelen Zühre’nin hayaliyle yaşama tutunurlar. İçli ezgiler zindanların kalın duvarlarında yankılanırken, bu sesi yalnızca insan olanlar doğru yorumlardı ancak.
 Kays görünür bu kez zamanın bir yerinde, olanca görkemiyle; Leyla’nın ateşi düşünce çocuk yüreğine, ilk gençlik yıllarını beklemek gerekecektir, kabilesinin ona deli demesi için. Mecnun olarak bilinmesi bir ödül müdür, toplumun aşkın karşısındaki duruşunun çağlar boyunca hiç değişmediğinin belirtisi midir, ne önemi olabilir ki? Leyla’yı saklayınca törenin sözcüsü, babası Kâbe’ye götürür Mecnun’u, aşktan kurtulması için. Aydınlığa kim gözlerini yumabilir? Mecnun, babasının istediği gibi değil, aşkının daha da artması için yakarır canından daha da değerli bir varlığı dünyasına armağan eden Rab’bine. Babası da olsa ona kimliksiz kalacağı bir yolu öneren, düşmez hiçbir tuzağa. Gün gelir, toplum Mecnun’u kusar, Mecnun aşkın dışındaki her şeyi... Düşer çöle. Barınabildiği tek yer orasıdır çünkü. Bir de Leyla’sının oturduğu Necit dağının eteklerinde hayallerin en güzelinin çağrısına uymak var ya! Hiç kaçırmaz bu şöleni. Bir kez görünsün için Leyla, hayal olmaktan vazgeçip bir kez gerçeğe dönüşsün için yollar gider günlerce. Ayağına batan dikenleri çıkartmakta kullandığı iğnesi hırkasındadır. Yırtıcı hayvanlar bile anlar ondaki yüreği, insanlık susar bu kez. Evlendirirler Leyla’yı; Mecnun sitemden öte tek söz etmez sevdiğine. Leyla da evlendirildiği adama eş olmaz. Yaşlı bir gezgin araya girip onları bir gün buluşturmasa, belki hiç görüşmeyecektiler. Özlemden ne kadar yanmış olsa da, Leyla evli olduğu için sevdiğine on beş adımdan daha çok yaklaşmayacak kadar tepeden tırnağa iffettir Mecnun. Ricasını kıramaz sevdiği kadının, birkaç gazel okur ona, sonra da çekip gider bir hayalin çağrısıyla. Leyla’nın gerçeği karşısındayken hayali daha çekici gelir ona. Korku nedir bilmeyen Mecnun, sevgiliden incinmelere katlanamaz yine de. Leyla’nın kocası ölünce, kaç zaman sonra Mecnun’u çölde arayıp bulduğunda, sevdiği adam başka bir iklimde Sonsuz Sevgili’ye ulaşmıştır çoktan. Tanımaz Leyla’sını; belki tanır da “Sen Leyla’ysan içimdeki Leyla kim?” diye sorarken, sevgiliye kitaplar dolusu konuşur. İncinmez Leyla; sevgilinin ulaştığı boyuta saygı duyar, çeker gider evine. Ölüm döşeğinde, “Mecnun’un gezdiği çölün tozlarından gözlerime sürme çek” diye vasiyet eder annesine. “O bir gönül eridir,” der. İncitilmesinden korktuğu için ona iyi davranılmasını diler ve özlemden pelteleşmiş gözlerini sımsıkı yumar, bir daha tek söz etmez. Sevgiliye adanmış canını usulca teslim eder emanetin asıl sahibine. Leyla ruhunu teslim eder de Mecnun dayanabilir mi buna? Koşar gider sevdiği kadının başucuna. Ona bir insanın ulaşabileceği en onurlu boyutu nice çile pahasına sunan sevgilinin toprağına kapanır, bir yürek belgeseli daha böyle sona erer.
Kristal yağmur taneleridir sevgililer; düşerler insanlığın kirpiklerine. Memo olur düşerler binlerce yıl öncesinden, Zin olur düşerler... Zin’le Sıti, Botan Beyi’nin kız kardeşidirler de neden yazgıları aynı kalemden çıkmasına karşın ayrı yazılmıştır, kimse bilemez. Bey, Sıti’yi Tacdin’e verir ama Zin’i Memo’ya vermeye yanaşmaz bir türlü. Sıti’yle Tacdin evlenirler; Memo’yla Zin boynu bükük kalırlar. Bir aşkın payına çile düşmüşse, çaresiz çekilecektir. Bey’in kapısındaki Bekir yememiş içmemiş, duyurmuştur bu aşkı efendisine. Sonrası, yaşamın karbon kağıdında çoğaltılan bildik kahırlar olmuştur elbette. Yasak aşklar zordur. Kocaman bir yürek değilse aşka eğilen, çözülme kaçınılmazdır. Ama onlar Memo ve Zin olunca, bu kez ayrılıklar kavuşmayla bir görünür, yokluk varlığa karışır, kimse bilmez bunu. Kaçamak buluşmalar gün gelip açığa çıkınca, duvarlar sırdaş olur, kavuşmalar bir başka ilkyaza ertelenir ne çare. Bey’in ava gittiği bir gün, Memo ile Zin her şeyi göze alıp buluşunca, baykuşlar tüner bütün evlerin çatısına. Bey zamansız döner avından; sanki daha büyük bir av için pusudadır. Tacdin de dosttur ama, her insanın tanıma onuruna erişemeyeceği bir sevgi taşır göğüs kafesinde. Hiç düşünmez, ateşler evini, ortalığı kargaşaya verir de ancak kurtarır Memo ile Zin’i. Bekir de olmasaydı, her şey biraz kolay olacaktı ama durur mu soysuz; varır iletir durumu Bey’e. Memo’nun zindan günleri böyle başlar. Duvarlar sevgili gibi kokmaz ki. Artık Mısır zindanlarındaki Yusuf’tur Memo; Mardin Kalesi’ndeki Tahir’dir. Yürek aynı yürektir, yazgı aynı yazgıdır, o, Memo’dur. Zin’i görmesi, Bey’in kız kardeşine acımasıyla ona verdiği izin kadardır yalnızca. Memo dayanamaz ayrılığa, Bey’in önünde de eğilmez bir an bile. Bir daha çıkamaz bulunduğu yerden de, aydınlığa Zin’in hayalinin gösterdiği izden giderek ulaşır sonunda, canını verir bir kuşun kanadında. Memo’nun yası tutulurken Tacdin’in Bekir’i öldürmesi üzerine Zin’in tepkisi oldukça görkemlidir: “Güller dikenlerin gagasıyla korunur; hazineler de yılanlarla beslenir...”
Kristal yağmur taneleridir sevgililer; düşerler insanlığın kirpiklerine. Bazan Yusuf olurlar, Züleyha’nın “Gel!” çağrısına direnen. Çünkü Züleyha günaha çağırır Yusuf’u, ama o bir yıldız için evrenden vazgeçmeyecek kadar kendisindedir. Yusuf’un üstüne atılır Züleyha, avını bir an önce ele geçirmek isteyen bir kartaldır sanki. Yusuf direnmeyi sürdürüp uzaklaşmaya çalışırken gömleği arkadan yırtılır Züleyha’nın pençesiyle. Züleyha’nın kocası Potifar olayı duyunca çok sinirlenir; gerçeği anlar ama Yusuf’u cezalandırmak daha kolay gelir ona. Züleyha, kendini kurtarmak için sevdiği adamı yakar da Yusuf tek söz etmez; yeni bir çilenin başladığını bilir çünkü. Bilir ki Züleyha da masumdur, sevgiliyi incitme pahasına, bir yazgıyı gerçekleştiren çaresiz bir kadındır. Yusuf, kuyudan çıkartılıp bu kez zindanlarda suçsuz yere çürümeye bırakıldıktan sonra Firavun’un bir düşünü yorumlayınca bağışlanır yıllar sonra, Mısır’a aziz yapılır da bunun ne önemi olabilir? Yusuf, Züleyha’nın gönlünde azizden öte değil midir? Sevgili değil midir nice canın adandığı? Züleyha’yı kınayanlar Yusuf’u görünce parmaklarını kesmiştiler şaşkınlıktan da hangisi Züleyha kadar sevmiştir Yusuf’u, hangisi bu kadar istemiştir? Mısır çarşıları bir kavuşmayı resmetmek için hazırdır ama Züleyha düşmüştür bu kez, kendi gözünden bile. Yusuf’tan başka her şeyi unutmuştur. Hey Yusuf! Sen ki aşkın çocuğusun, Yakup’la Raşel’den armağan. O Yakup ki on dört yıl beklemiştir sevgiliye kavuşmak için. Sen bilirsin beklemeyi Yusuf, sen bilirsin özlemeyi. İstemeyi bilirsin sen, herkesten çok bilirsin... Bu anda Züleyha düşmüşse güzellikten, iki büklüm olmuşsa, gözleri seçemiyorsa aydınlığını, ne kadar özlese de utanarak bakıyorsa güzel yüzüne, avuçları gökyüzüne açma zamanıdır... Yaşamın alıp gittiği ne varsa, dilenir Sonsuz Sevgili’den. Züleyha dilenir gözleri kamaştıran eski güzelliğiyle. Arınsın da kendini bulsun için dilenir; arınmışsa gelsin için dilenir.
 Aşklar büyük olur da iki yüreğin bir atmasını engelleyemeyenler yine de boş durmazlar elbette. Bazan başka bir dine inanandan biricik kızlarını verilen bütün sözleri hiçe sayarak kaçırıp diyar diyar hayal gezdirirler. Sevgilinin peşine düşülür bir umut; sılaya özlem zamanıdır bu kez. Bir şehzade olsa da Kerem, aşkın kölesi değil midir? Yıllar sonra arar bulur Aslı’sını. Araya sözü dinlenir birileri girince verir kızını keşiş; son dileği, Aslı’nın gerdek gecesi kendi diktirdiği giysiyle Kerem’e kavuşmasıdır. Çok uğraşır Kerem; ülkenin en güçlü büyücüsünün efsunladığı giysiyi bir türlü çıkartamaz. O çözdükçe Aslı’nın düğmelerini, yeniden iliklenir. Çıldırır Kerem, bunalır, an gelir yanar, kül olur. Kerem yanar da Aslı yanmaz mı? Kerem’inki seven bir yürek de Aslı’nınki değil mi? Kerem’in ateşiyle tutuşur saçları, küller birbirine, yürek yangınları bedenlerinin yangınına dönüşünce, iki sevgili birbirlerine karışır.
Süleyman Belkıs’ı çağırmasaydı aşka, Belkıs bilmeseydi Süleyman’ı, yokluk varlığa ulaşır mıydı? Binlerce kitabın yazamadığını ne içli anlatmışlardı, “bir göz kamaşması” kadar aşkı bilsin diye herkes: “Belkıs dedi: -Hamdım... Süleyman dedi: -Oldun! Belkıs dedi: -Cahildim. Süleyman dedi: -Bildin! Belkıs dedi: -Hiçtim. Süleyman dedi: -Sevdin! Belkıs dedi: -Sevdim! Süleyman dedi: -Sevdim!” Aşkın yazılı tarihi yoktur ama maddeye inat aşkı var edenlerin aşkları destanlaşır dillerde. Onları yalnızca insan kalabilenler anlar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-10-17 13:32:57 - merhaba

Yazan: yariskazan
iyi günler diiyorum.Bugün ne güzel bir gün blogunuz cıvıl cıvıl.Size bir önerimiz var:) http://yariskazan.blogcu.com/ bu bloga girmeniz veherkese tavsiye etmenizi istiyoruz bu blogta blogunuz için çeşitli yarışmalara girerek hediye kazanabilirsiniz.detaylı bilgi http://yariskazan.blogcu.com/'da:)
Bağlantı

2009-09-18 19:55:16 - ...

Yazan: avrilclup
Sitemde Sana ait oLan bir şey var..

ArkadasLıgımızın uzun sürmesi dileğiyLe...

-AvriLcLup.blogcu.com-
Bağlantı

2009-09-09 00:35:46 - of kanka :(

Yazan: busenindusleri
of kanka beee nereLerdesinn!!
kayboLdun resmen bidahaDa geLmedin =[
seni çok özLüoruzz özLüormmm !!
:( umarım bu mesajımı onayLarsın ve siteme gelip yorumla "BEN BURDAYIM KANKA" dersin be biLgem :(

nese seni çok sewiyorum hemde çooooooooo.kkkkkkkkkkkkk <3
Bağlantı


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->